PAPANDREU’NUN HAYALLERİ

04 10 2011

PAPANDREU’NUN HAYALLERİ

Yunan ekonomisi perişan durumda… Yunan toplumu çöktü… Yunan devleti giderek zayıflıyor… Avrupa basını suçluyor… Dünya basını alay ediyor… Atina hiçbir zaman bu kadar itibarsız olmamıştı… Ama Papandreu ne yapıyor; Silahlanıyor!... Ne için? Kime karşı?...

Yunan ekonomisi üretime dayalı olmadığı için ekonomi çarkını tüketim çeviriyor. Başka bir deyişle Yunanistan o ölçüsüz eğlence anlayışında masadaki her şeyi son lokmasına kadar yiyip, tabakları da zevk almak için kırıyor, ama masayı da, masadaki tabakları da üretmiyor.

Yunanistan’ın krize girmesi kaçınılmazdı. Ama AB’nin “Türkiye’yi dengeleme” tercihi ve Avrupalı muhafazakârların 19. Asr’dan kalan “Türke karşı Yunan kartı” isteği, Atina’yı “hiç ait olmadığı halde” Birliğe üye yaptı. Büyük olasılıkla Atina’nın “Avrupa’nın değerlerinin kökünde yer aldığını” ve Atina’nın “Avrupa’nın beşiği” olduğunu savunanlar utanıyordur. Türkiye’nin üyeliğinin “çok pahalı” olduğunu iddia edenler de, bugün Yunanistan’ın borçlarını öderken aynı şeyi hissediyordur.

Acaba bunlar Yunanistan’ın “garip ve telaşlı silahlanma programı” hakkında ne düşünüyordur? Yunan halkı kriz yüzünden mahvoldu. Yunan devleti ağır bir buhranı büyük bedeller ödeyerek atlatmaya çalışıyor. Ama Atina maaş ödeyecek parayı bile borç alırken, büyük silah anlaşmalarına imza koymaktan geri durmuyor. Tıpkı Atina’nın krizin başlangıcında -İstanbul Park’a duyduğu kıskançlıkla- Formula 1 pisti yapması gibi…

Bugün AB Yunanistan’ın borçlarını, yani Atina’nın kendisinden karmaşık ve dürüst olmayan yollarla aldığı paralarla kurduğu tatlı hayatın faturasını ödüyor. Ödemeye de devam edecek... Çünkü Yunanistan’da hiçbir şey iyiye gitmiyor. AB için sırada Yunanistan’ın silah ithalatı var.

Bir yılda 18 maaş… Çifte emeklilik… El yıkamaya ve işe zamanında gelmeye prim… Fotokopi çekene prim… 8 dereceden soğuk havada çalışana prim… Şoföre motoru ısıtması karşılığında prim… Papazlara her ayin için prim… Kâğıt üzerinde 3.908 EUR iken primlerle beraber 8.675 EUR memur maaşları…

İstihdamın dörtte birinin devlet memuru olduğu ülkede 200.000’den fazla kaçak yapı var. Papazlar bile vergi kaçırıyor. Devletin eczanelere %35 kar garantisi verdiği ülkede, her 1.200 kişiye bir eczane düşüyor; AB rekoru!

İşte Almanya, Fransa ve diğer AB ülkeleri bu tablonun faturasını ödüyorlar. Elbette Yunanistan’da bu şartlar değişti. O nedenle her gün göstericilerle polisler arasında meydan savaşı yaşanıyor. Çünkü Yunanistan AB içerisinden bu özel konumunu “yolsuzluk yapma imtiyazını kaybetmek istemiyor” ve “çalışmak” belli ki pek çoğu için gurur kırıcı.

Denizaltı… Tank… Savaş Uçağı… Ne Varsa!...

Dünya basını sıklıkla AB ülkelerinin Yunanistan’a para vermekteki gönülsüzlüğünü yazıyor. Ekonomistler bir soruya cevap arıyorlar; Acaba Yunanistan batsa daha mı ucuz olacak? Maaş dağıtmak için kredi arayan Atina’nın durumu sadece Atina’yı ilgilendirmiyor. “Karşılıklı bağımlılık” nedeniyle, Atina tavernalarında kırılan tabakların mali külfeti Avro bölgesinin omuzlarına biniyor.

Keşke her şey sadece zevk düşkünü bir milletin eğlence faturaları veya beceriksiz bir hükümetin yol açtığı borç krizi ile sınırlı olsaydı. İşin içinde artık silah da var. Ay başında maaş dağıtmak için AB’den havale bekleyen Atina silahlanıyor. Maaşlar azaltılıyor, giderler düşürülüyor. Ama silahlanma konusunda “asla” en ufak bir taviz yok!

Yunanistan her zaman dünya silah pazarında iyi bir müşteri oldu. Yunan hükümetleri kendileri için halisünasyon ve halk için illüzyon olan “doğudaki büyük tehlike” olarak tanımladıkları Türkiye’ye karşı her zaman silah aldılar. Elbette bu silahların hiçbirisi kullanılmadı. Çünkü savaş olmadı. Zaten NATO üyeleri birbiriyle savaşmaz, savaşamaz. Ama bu “ticaret” belli ki yapılmak zorundaydı ve yine öyle.

Yunanistan perişan haline ve sefil ekonomisine rağmen denizaltı alıyor, tank alıyor ve savaş uçağı alıyor. Hem de en iyisinden ve en pahalısından. Nihayetinde Atina mutlaka ne alırsa alsın Türkiye’nin aldığından daha iyisini ve daha pahalısını almak zorunda. Türkiye alır. Türkiye’nin parası var. Türkiye’nin ayrıca İran, Irak ve Suriye gibi komşuları var. Pekala, Yunanistan’ın nesi var, başkalarının ödediği borçlarından başka?

Papandeu halkına düşürdüğü maaşlarını ödeyebilmek için AB’nin ve IMF’nin bekleme odalarında otururken, bir yandan da kataloglardan silah seçiyor. AB’nin ve IMF’nin yüz milyarlarca Avro’luk kredileri ve bütçeden yapılan on milyarlarca Avro’luk kesintileri işe yarayabilir. Ama bunun ne olduğu meçhul. Çünkü bu paralar, ödemeler, krediler ve iyilikler Yunan ekonomisinin toparlanması için kullanılabilir. Fakat gelişmeler bu meblağların Yunan silahlanma programına gideceğine işaret ediyor.

Yunanistan’ın Eylül 2009’da ThyssenKrupp firmasına verdiği 214 tipi dört denizaltı siparişinde hiçbir değişiklik yok. Hatta isimleri bile belli, Adeta birer sevimli taverna adı gibi; “Papanikolis”, “Pipinos”, “Matrozos” ve “Katsonis”.  Borç için kapı kapı dolaşan Yunan devleti 520 milyon EUR fiyatla dört denizaltı siparişinden vazgeçmedi. Hatta vazgeçmek bir yana Yunan devletinin silah alışverişi listesi uzuyor. Atina’nın ThyssenKrupp firması ile Mart 2010’da yaptığı müzakereler yeni siparişlerle sonlandı.

Atina dört adet 214 tipi denizaltının yanı sıra iki adet daha aynı tip denizaltı almaya karar verdi. Bu kapsamda Atina elindeki üç adet 209 tipi denizaltının modernizasyonundan ise vazgeçti. Bunun Yunan bütçesine getirdiği ek maliyet denizaltı başına 500 milyon EUR civarında tahmin ediliyor.

Elbette Papandreu’nun alışveriş listesinde sadece denizaltı yok. İşsizliğin giderek büyüdüğü ve bir çığ gibi toplumun üzerini örttüğü Yunanistan kara gücünü de güçlendiriyor. Gelecek korkusu ülkeyi bir sel felaketi gibi derinden etkilerken ve hükümetin her aldığı tasarruf kararı halkı adeta bir deprem gibi sarsarken, Yunanistan tank da aldı.

Yunanistan 2009 sonunda Krauss-Maffei Wegmann firmasından 170 adet Leopard 2 A6 tankı teslim aldı. Herhalde Atina için 1.612 tank yeterli değildi. Yunanistan eskiyen ABD yapımı 600 tankı hizmet dışına çıkarıp, yeni siparişler vermeye hazırlanıyor. Atina merkezli Güvenlik ve Savunma Etüdleri Enstitüsü Başkanı Periklis Zorzovilis’in açıklaması durumu net biçimde tarif ediyor; “Yunanistan’ın 300 tank açığı var.”

1,8 milyar EUR tutarındaki bu ticaret, fakir Yunanistan’ın “son model”, hatta “en güzelinden”, doğal olarak “sınıfının en iyisinden” ve “lüks tank” sahibi olmasını sağladı. Halkının temel sağlık giderlerini karşılamakta zorlanan bir hükümet için garip bir tercih. Çeşitli kaynaklar Yunanistan’ı “Avrupa’nın en çok silahlanan ülkesi” olarak gösteriyor. Aynı zamanda Yunan ordusu da AB’nin en büyük ordusu olarak görülüyor. Yunanistan gayri safi yurt içi üretimin %2,8-%3,1’ini silahlanma için kullanıyor. Bu da bir diğer AB rekoru!

Alman basını Yunanistan’ın 2003 ve 2005 yıllarında 350 adet Leopard-2 tankı aldığını, ama pahalı olduğu için bunlara gereken mühimmatı alamadığını yazıyor. Alman gazeteleri Yunan uzmanlara dayandırdığı haberlerinde, yaklaşık sekiz yıldır Yunan  ordusunun “havalı” Alman tankları için gereken mühimmattan mali nedenlerle mahrum olduğunu ifade ediyor… Ancak Atina’nın önümüzdeki 20 yıl için her biri 9.200 EUR değerinde 85.000 adet mühimmat almak için girişimleri var.

Papandreu’nun perişan Yunanistan’ı sadece deniz ve kara gücünü büyütmüyor. Elbette hava gücü de unutulmadı. Her gün televizyon kameralarına tasarrufun önemini anlatan, halka neden daha az para verip daha çok vergi talep ettiğini izah etmeye çalışan Papandreu EADS konsorsiyumundan 5 milyar EUR karşılığında 60 adet Eurofighter aldı. 593 savaş uçağı yeterli değilmiş gibi... EADS şimdi de Yunanistan’ın 20 adet NH90 nakliye helikopterini üretiyor.

11 milyon nüfuslu Yunanistan dünyanın beşinci büyük silah ithalatçısı sıfatına sahip. Alman silah endüstrisinin ihracatının %13’ünü tek başını alan Atina “neden” silah alıyor? Atina “neden” diğer giderlerini kısarken, bu konuda hiçbir taviz vermiyor?

Papandreu’nun krizden çıkış için farklı bir yol tercih etmesi mümkün olabilir. Papandreu’nun silahlanmadaki telaşı, onun tarihle bir randevusuna yetişme telaşı olduğu hissini veriyor. SIPRI Enstitüsü’nün verilerine göre dünyada son beş yılda silahlanma harcamaları %22 arttı. Bu artışta küresel krizin artırdığı siyasi ve bölgesel gerilimlerin de payı çok büyük.

Papandreu Finans Gurusu…

Papandreu’nun bir finans gurusu olduğunu da kabul etmek lazım: Önce Yunanistan AB’nin parası ile tatlı hayat yaşadı. Sonra da battı. Daha sonra kendisini kurtarabilmek için AB’den para aldı. Devamında AB’nin parasını ödeyebilmek için yine AB’den para aldı. Papandreu da Almanya’nın parasıyla Almanya’dan silah aldı. Büyük olasılıkla Alman vergi mükelleflerinin ödentilerinden finanse edilen Atina için kurtarma paketi de bunun için kullanılıyor.

Belli ki Yunanistan’ın Avrupa’nın güvenlik mimarisinde, Balkan Yarımadası’nda ve Güney Doğu Avrupa’nın savunma sisteminde talip olduğu bir rol var. Kuşkusuz bunlar resmi geçitlerde kullanılmayacak. Papandreu’nun bunları çocukları gezdirmek veya turistik turlar düzenlemek için almadığı da kesin.

Papandreu iflas eden bir geminin dümeninde ve büyük baskı altında. Ancak oynadığı kumar ona iyi şans getirmeyebilir. Papandreu bu sürecin kendisine daha fazla AB desteği ve lobicilerin şefkatini getireceğini umuyor. Fakat olmayabilir…

Bu haber 1254 kez okunmuştur.